Tünel

30 Aralık 2011 Cuma

YILIN SON YAZISI..

 Hello millet

 Yılın son yazısını yazayım öyle seneye görüşelim dedim.

Herkes yeni yıl,yeni umutların, heyecanın peşinde bu yılı şimdiden unuttu bile.Ben de bilakis dolu dolu (ama cidden dolu) yaşadığım yılı geride bırakacağım diye bi buruğum nedense.. (biliyorum benden pek beklenen bi davranış değil ama oluyor öyle arada)

 Birkaç ilk, birkaç yeni adım, birkaç biten arkadaşlık, birkaç yeni başlayan dostluk, birçok şehir, birçok paylaşım, birkaç tatil (tamam birçok tatil) birkaç talihsizlik, birkaç ucuz atlatma falan derken yıl hakikaten çabucak geçti gitti.

Geride bırakacağım şeyler olacak her yıl olduğu gibi.Peşimi bırakmayan şeylerde..Ha çok mu farklı olacak 2012? Cidden şu kehanetler sonuçlanıp bi dünya sonu falan gelmeyecekse sanmam.

 Neyse ben geleneğimi bozmayayım bi dilek listesi yapayım.Sevdiklerim eğlensin..Afiyetle..

                                DENİZ'İN  2012 DİLEK LİSTESİ İFTİHARLA SUNAR..

-İlk sıraya koydum seni ablam.Kimse alınganlık yapmasın.Bu sene en çok seni düşündüm.İlk dileğim de senin için tabiki.. Büyüük kocaman bi huzur o güzel evinde sana.Tatil olarak Fransa yı seçmeyeydin iyiydi.Neyyse

-Dileğim, o kadar güzel bi insansın ki Allah ım seni güzel insanlarla karşılaştırsın, işlerinide bi o kadar yoluna soksun..

-Tabiki ailem için sağlık..

-Çuvalla para (hhaha gelenek bozulmasın)

-Simge ve İlkem için güzel güzel aşklar.Güzel güzel işler olsun..

-İsmihanım olm sana ne dilesem yıl içinde oluyo farkındasın di mi! Neyse bu yıl biraz zor bişey isticem.Deneyelim bu da olursa artık bizi kimse tutamaz senin üzerinden çalışmalarımı sürüdürcem.Senin için İstanbul - Ankara arası bi ışınlanma isticem. Çok yoruluyosun be kardeşim.Ondan.Kendim için istiyosam şerefsizim!

-Cerenim senin ve sağlığın için Serhat a biraz olsun akıl fikir istiyorum.Bi de paraaa.çok paraaa  :) Bu yıl yanına geleyim büssürü gezelim talan edelim İzmiri istiyorum.Beni saat kulesi şeysine götür istiyorum.Kalamar- Bira yapalım istiyorum.Sen için yani hepsi..

-Neşeee olm artık yeni bi işe geç. Çok para kazan. Daha fazla konserlere gidelim, yiyelim, içelim,gezelim,eğlenelim. Kendim için değil yani senin için lan.Harap oldun orda.Canım karşim benim!

-Viliii o fotoğraf makinen var ya makinen aynından istiyorum. Ha senin içinde aşk dolu, güzel bi iş dolu enteresan bi yıl olsun canım benimmm!

-Sedoooş! Bi güzel işe gir.Benim yanıma gel.Büssürü büssürü şeyler yapalım yine.He bide tabiiki güzelinde nbi aşk sana :)

-Kokoreççiii senin için akıl istiyorum.Bol bol para istiyorum.Bir sürü Beşiktaş bileti gelsin sana gökten bütün maçlara beleş git istiyorum.Yanında beni de götür istiyorum.Bi de bana daha fazla katlanabilmen için sabır bebeğim :)

-Beni bu yıl kaybedip pişman olan birkaç insan için bi soğuk su istiyorum.Neyse dur onu ben getiririm.

-Çuvalla para.Ama çuvallarla olsun bizzat!

-Cemilim senin için ekstra bi göz sipariş verdim.İşten güçten fırsat bulup başka şeyleri de görebilmen için :)

-Elifim sana bu yıl kocaman bi at gelecek.Ama gerçek değil hala oyuncak olacak bebeğim üzgünüm..

-Sevaalll seni müthiş bi aşk bulacak bu yıl.Demedi deme.Diledim olacak!

-Eriinnç! Bu yılda bol bol gülelim beraber.En güzel aşkı bul.Mutlu ol.Para bul.Beni de bul.Öpeyrum :)

-Gök! Şu okulun artık bitsin istiyorum! Kendim için değil yani senin için istiyorum.25 yıl bi üniversitede okunurmu canım! cık cık cık

-Onurr! Sanada bol paralı aşklı bi yıl olsun canım dostum.Beni de gör emi yavrum.Hadi öperim.

-Erdemim galiba senin geçen sene dilediğim istekler olmuş..Bu yıl senin için sadece istikrar isticem.hahahahha

-Burakoliye bol bol Ankara uçak bileti Bodrum dan sıkıldıkça atlayıp gelebilmesi için.. ( hadi iyisin özlediğimizden değil yani bil )

-Bana bol bol hediye alabileceği parası olsun herkesin.Her istediğimi çat diye alabilsinler.

 Eveeet gördüğünüz üzere bu yıl saadece sevdiklerim için bişeyler diledim.Kendim için dilemicem.Bi de böyle deneyelim bakalım. Böylede düşünceli bi insanım demiş miydim?

Unuttuğum unutmadığım aklımda olan sığdıramadığım herkes, mutlu çook güzel bi yıl olsun hepinize..

 İYİKİ VARSINIZ DOĞUM GÜNLERİNİZ ŞİMDİDEN KUTLU OLSUN..


Öperim
Deniz.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Ben Sen O..

Soru sormaz..
Cevap beklemez..
Açıklama beklemez..
Açıklama yapmaz..
Sadece kendi bilir..
Kendi karar verir..
Hem kendi adına..
Hem herkes adına..
Kimse anlamaz olanı biteni..
O sadece kendi uygulamaya geçer..
Aslında herkesin yaptığı gibi...

3 Kasım 2011 Perşembe

YIL OLMUŞ! HATTAA BİTMİŞŞ!!

  Bazen insanlara cidden anlam veremiyorum.Ha artık anlam yüklemeye çalışıyor muyum oda tartışılır ya neyse.
  Kıymet bilmemek.. Kaybedince anlamak.. Olmuyoorr olmuyoor olmuyor! Yıl olmuş 2011 ( ki galiba yıllar sonra okuyunca bile bu kısıma güleceğim şuan olduğu gibi ) haala efendim çevirelim kazıda gel bi mangal yapakk falan.. Didiniyorsun didiniyorsun tık yok, didinmeyi bırakıp sırtını döndüğün anda bi bakıyorsun ki roller değişmiş.. Ondan sonra balık gibi ''Allah Allaah nolduki yaf.Naptım ki şimdi ben hı? Ne oldu ki? Yani hayır anlamadım.Arkadaşım huuu??'' modu..

 Çok ama çookk sevdiğim insanların bende düştükleri çok büyük bi hata var. 'Deniz kıyma makinesideee bana kıyamaz yeaa!'  Nah kıyamaz!

 Bu da böyle bi anımdı..Esenle kalın. Artık kış geldi. Sıkı giyin üşütmeyin. Burun kırmızı dolanmak güzel de onla bitmiyor, o iş öyle olmuyor işte. Ahahaha!

 Öperim.
 Deniz.

18 Ekim 2011 Salı

Denize Doğru..

 Yollar.. Yolculuklar..

 En en en keyif aldığım konuyu nasıl kaleme dökmedim! Hazır şöyle keyifli bir yoldayım, huzurlu bir yolculuktayım..

 Dikkat ettimde yolculuktayken yoldaki herşey sevimli geliyor bana.. Her Allah ın günü gördüğüm ağaçlardan tut, yolun ortasına yayılmış, keyfi adam çatlacak köpek bile.. Hele o paramparça lastikler.. Alıp şal yapasım geliyor vallahi! Neyse cıvıklaşmicam hahahha.

 Şöyle bir kitap alımışım elime.. Hafif mayışmışım.. Bi kulaklık var kulağımda.. Kim bilir hangi zamanlarda, kimlerle, hangi muhabbetlerde dinlediğim şarkılar.. İnanılmaz keyif alıyorum.. Gideceğin yerin heyecanı da sardı mı beni deyme keyfime! Ben mutlu bir insanım yahu. Artık kabul ediyorum hakikaten hayat bana güzel.. Biraz gözlerim şeritlere takılsın bakalım.. Şimdiden kilometreler bitti bile..

 Öperim.
  Deniz..


4 Eylül 2011 Pazar

Kızmıyorum saadece merak!

  Hello millet!

  Bugün cidden aklıma birşey takıldı. (Haayır çok ders çalışıp sıyırmadım beee!) Bi sorayım, paylaşayım, efendime söyleyeyim bi danışayım dedim..

  Hani geçmişten bugüne gelen hikaye mi dersinizz, söylenti mi dersinizz, rivayet mi bilemedim. ( tamam biraz fazla çalışmış ve beynim sulanmış olabilir..) var ya.. En aklımda kalan şu.. Adamın birisi annesini sırtında kırk yıl taşımış yine cennete gidememiş..( hemmen düzeltmeye koyulun hemmen! işte bu tarz bi şey ne var Allah allaah!) ha bak bi tane daha geldi aklıma.. Adamın birisi sırf elini silmek için yetimin kafasını sevmiş.Cennete gitmiş..

  Aklıma takılan şu;

  Şimdi hozam şayet cennetin kapıları açıkta içeri girip o söylenilen sefayı sürenler varsa.. Biz neden bu dünyada oyalanıyor daha çok günah kazanıyoruz!! Heaaa!!

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Cennet mi? Bigit allasen!

  Alaçatıya yerleşeyim diyorum, minicik bi dükkan açayım, içinde ayvalık tostu yapayım.. Portakal suyuda sıkarım valla bak! Hemde makinede değil arasına koyup sıkıştırıyosun ya hani.. Tokmağını indiriyosun.. Heh! onlardan işte..Dükkanımın da adını 'Deniz yemeyen keriz' koycem. Öğleden de aşağı açmicam. Yeter o kadar..Akşam dostlar gelsin. Dolaptan bi şarap çıkarırım sohbet ederis falan..cırcır böcüklerinin sesi.. Kurbiler ortalıkta dolansın..Vallahi sigaraya dertten başlamadım
 orda keyiften başlarım! çekeceksin içine hüüüüüüüüüüüüüpp!  hahahhahaah! 
  Çok para olmicak derdin.. Geçimini sağla yeter. Nooolcakki çok para orda. Şarap alabiliyo musun? Alıyosun. Devam! İçerde dükkanda şallarım olacak kimsede olmayan.. Müşterilerime onnardan vercem üşüyünce geçirsin sırtına.Böyle renkli renkli..

  İnsanlar oturmadan geçemesin.. Ben kendim boyayım dükkanı, her şeyini ben yapayım.

  Böyle güzel güzel elbiselerim olsun. Parnak arası terlikler, değişik sandaletler, kafamda
 şapkalar olsun. Afilli olsun. Fotoğraflar çektireyim dostlarımla. Hatta öyle bi odası olsun kafemin.. Duvar fotoğraf dolu.. Hepsinde gülen suratlar.. Yıllanan insanlar..

  Konsepti saptırdım ayvalık  tostundan ama olsun  şarap evi olur. Maliyeyi ben kafalarım hahahahaha! Bir gün gelsin. Kendime armağan edeyim.. tekneyle falan açılayım.. Düşünsenize.. Hiç derdim olmaz valla ömrüm uzar. E kışın ne halt edicem? O zaman da kafenin içine soba kurar pattes közlerim! hahahah! Tatile kışın çıkarım. Bi Ankara ya gider insanları gıcık ederim. 'Üff burda yaşanırmı yeaaa! Git allasen!' Artisliğe gel :)

  Papatyalardan çaylar yapıp içerim. Kalanıda saçıma sürerim. Hem içim açılır hem de saçlarım miss..   Tek sıkıntım nazar değmesi olur heralde.. E malum bronz tenimi kıskanacak çok insan olacak. At nalı takarım boynuma. Yeni trend bu derim.. Boncuklu bilenzik takarım ya da gelene ondan verir gönderirim. 

  Valla şöyle bi hayatım olsun kıyamet koparken kılımı kıpırdatırsam şerefsizim. 

  Cennet mi? Bi gidin yeaa!
  Kalın selametle ( böyle emekli bir blog yazısından sonra başkası kaldırmazda idare lütfen! hahahahahha!)

  Öperim

  : )eniz.

BABANI DA SEVMEZDİM FEYZBUK!!

Hayyydi bakalım sevgili ahkam!
Şimdi nerden keseceksin!
Al sana hodri meydan!!!

Bu da böyle bi anımdı..

Öperim.

Deniz börülcesi bu aralar..

22 Temmuz 2011 Cuma

LADES!!!

  Yıl 1995

  Evcilik oyunlarından en haz aldığım yıllar..

  Evde kocaman bir çantam var. İçerisinde ne ararsan var. Sindy bebekler en güzelinden. Poll bebekler en yakışıklısından. Kıyafetleri, ev takımları.. Allah ım neler neler! Gülfem in bana balkondan bir bakışı yetiyor. Hop çantamı alıp iniyorum bodrum katımıza.. Aynı çanta Gülfemde de var. Önce bir sohbet yapıyoruz,mütala.. Bu sefer sindy nin adı şu olsun.. Poll kocası olsun.. Yok yok evlenmek üzere olsunlar,sevgilisi olsun.. ( o zamanlar nişan dönemi nedir bilinmiyor tabi.. Hoş şimdi bile nişan ve nikahı karıştırıyorum ya. Yazmadan önce google a baktım aramızda kalsın! ) Senaryolar çiziliyor. Bu arada oyuncaklar dökülüyor.. Ev güzelce dekor ediliyor falan. Ne özenmeler! Rahat iki saatimizi alıyor. Bi heves bi heves.. Herşey hazır. Oyuna başlayacağız artık..

-Gülfeem
-Efendim?
-Ben sıkıldım yeaa! Oynamasak mı?
-Uff Deniz ya! Dizdik o kadar!!
-Aman yaa bak nasıl toplanıyor..

 .. diyiip hepsini el beziyle masa siler gibi geri çantaya atıyorum..

  Sonrası malum.. Başka oyunlar..

  Bilmezdim asıl oyunu bırakış sebebimi.. Kaptırırsam eve bir türlü dönemeyeceğimi..

  Yıl 2011

  Oyun değil bu sefer gerçek.. Hatta bile bile lades tabiri caiz..

  Bir kıvılcımla alıyorum hissiyatımı, hop iniyorum kendime.. Önce sohbetler,muhabbetler.. Hissiyatımı döküyorum bu sırada ortaya.. Planlar çıkıyor ufak tefek ( biliyorumm biliyorumm plan sevmem ben! ) Mutlu eden, heyecanlandıran planlar.. Kuruyoruz güzelce, şu şöyle olsun bu böyle olsun.. Bir heves bir heves.. Minik keyifli hatta inanılmaz keyifli oyunlar sığdırıyoruz bu gerçekliğin içerisine.. ( oyun küçük insanların işiymiş.. Ben hiç büyümedim ki.. Hala o saf oyunlara takılıp kaldım! Küçüklük anlayışımız farklı bu atalarla! )

  Sonra mı? Sonrası yok. Dedim ya bile bile lades tabiri caiz!

  Bilemedim gerçek sebebi.. Kaptırırsam eve bir türlü dönemeyeceğimi..
 

:Deniz.

16 Haziran 2011 Perşembe

Hay At kere!!

  Ulan hayat sana güzel he!

  Yahu çalışıyorum hayat bana güzel.. Çalışmıyorum boş geziniyorum, hayat yine bana güzel.. Gülüyorum hayat bana güzel, kaza geçiriyorum hayat bana güzel.. Bakma öyle hakikaten duydum lan! Boku çıktı artık. Bundan sonraki ilk bu cümleyi kullanan takipçime bir teklifim var. Gel dostum şu hayatları bi değiştirelim.. Gel benim hayatımı yaşa. Birazda sana güzel olsun.. Hep bana hep bana olmaz aa içim parçalanıyo! (Biliyorum biliyorum böylede muhteşem bi insanım)

  Şöyle diyorum ki cebime bi para koyayım. Ama cebime.. Böyle kabarık dursun. Bişey alırken çıkarıp sayayım, geri cebime sokuşturayım sığmasın, bi hayıflanayım. Bi alnımdan ter damlasın. Alın teri muhabbeti anladın? Öyle bi para yani! Bu paragraftan bi sonuç çıkarma öyle içimden geldi yazdım  aklıma gelmişken..

  Hayat zaten güzel la. Bana değil sadece yaşamayı bilene! Sinirlendim bak yine!!!
( Nasıl? karizma oldu mu?)

 (Bu arada bir kaç tane 'o ne yaa' canavarım var.Farketmedim sanmayın.Sizi bulacam oğlum!)

  Hadi öperim

  Deniz.

27 Mayıs 2011 Cuma

MOM.. MA MİYA!

  Neden mi mutfağa girmiyorum?? Hadi çocuklar bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz!
Tabiki Annem beni kıskanıyor...

Biraz önce telefonda konuştuk.Tammda mutfakta yemekleri ısıtıyordumkiiiiiii...

-Deniz yiyeceğin kadar ısıt kızım. Yemekler bozmasın olur mu?..
Bu sırda koca tencerede yemek ısıtmaya çalışan ben..
-Haaa t..tt..tttamamm anne öyle yapiiiimm!

 Bak gördün mü! Kıskanıyor işte..

 Bu arada direkt dolaba koyunca mı bozuyordu yemek??


  ''Yarın İçin Günün Menüsü''
      Kremalı brokoli çorbası
      Milano usulü patates
        Pestolu Ravyoli
Kuzulu arpa şehriye risotto (bayılırım!)


Ayyy unuttum bak! Yarın akşam abime davetliyiiiiz!

Görüşemezsek öperim.

Deniz.

26 Mayıs 2011 Perşembe

KENDİ KENDİME MEKTUP

  Sen kimseye bu zamana kadar  mektup yazma.Gel 10 yıl sonraki kendine yaz.Böyylede bencil bi insanım işte.

  Imm memktuba nasıl başlamalıyım bilemedim.Kafamda binlerce şey uçuşuyor.Çok merak ediyorum seni.Kaygılanıyorum dostum.İnan buna..

  Aradan 10 yıl geçmiş.10 yıl!! 10 Yaşında bir çocuk düşünsene. Hayır seni komplekse sokmak istemiyorum ama yaşlanıyosun sanırım. Eminim hala taş gibisindir de...

  Şu gözlerinin kenarındaki kırışıklıklar çıkmaya başladı mı? Umarım göz kremi kullanıyorsundur artık üşenmeyip.Saçların hala mı kısa! Yooooooooooooo!!

  Oww bebeğim! (yo yo mecazi anlamda bebeğim!) Ne! kucağında çocukla mı okuyorsun yoksa! Kilo aldın mı! Tanrım çok zor di mi... Şuan saat 11 e geliyor ve ben bi 10 dk önce kalktım. Kuvvetle muhtemel annem içeride kahvaltı hazırlıyor olabilir. Yatak miskinliğini bırakırsam kalkıp bir şeyler yiyeceğim. Acaba yatağıma mı gelse kahvaltım..(ahahah şaka bee ağlama!)

  Şu sıralar zaten bi 8-9 yıl öncemi yaşıyorum. Öğrencilik hayatı bilirsin. Miskinlik.. Fırsat varsa kaçırma.. Eğlen.. Gez toz falan.. Hatta biliyor musun bu yıl pek yerimde durmadım durmayacağım gibi de.. Biraz nispet gibi oldu ama.. Hepsi geleceğimi daha iyi yapmak için.. Umarım işe yaramıştır. Keyifle, istediğin işi yapıyorsun artık di mi?

  Dostum artık güzel bi arabanın olduğunu söyle bana gözlerim açık gitmesin! ( Hoş bunları okuyorsan hala gitmemişim demektir ya.Her neyse)

  Şuan çook kalabalık bi çevrem var bilirsin. N'oldu onlara? Duruyorlar mı? Kaçı kaldı? Sinemle görüyşüyorum de de düşüp bayılayım! (ahahahahha ahahahah ahahahahahaha!!) İsmihanla aramda mesafe bırakma kararı almıştım başarılı olmuşumdur umarım (!) (hahahahahahahhahahaha) ( çok eğlenceli lann!!) Kokoreççiyle hala beşiktaş maçına mı gidecesiniz! Yuh! Ekme yaşını geçtin di mi. Ne güzel. Aferin. Ben şuan az küfür yemiyorum bu durumdan ötürü..Neşeyle hala Burak espirileri havada uçuşuyor mu? Lütfen devam ettiğini söyle.Çok eğleniyoruz oğlum.Bi-te-mezzz!

  Sahi evinin deniz manzarası güzel di mi? Ankara gibi değil. (yazar burada kesinlikle Ankara da olmadığını umuyor!) Hangi şehirdesin acaba. Farkeder mi. Tadını çıkarıyorsundur kesin sen. Kitap okumalar ne alemde? Bokunu çıkarma artık tamam ya!

  Ooooh anasını satayım! Ben burda hayatımın erkeği kimdir ki acaba diye kıçımı yırtayım. Sen onla koyun koyuna uyu! Dedim. Hep diyorum. Hayat adaletli değil la. ( Sahi Behsat Ç. devam ediyor mu?) Sannki içimde bi his. Bu kısmı okurken 'ahh denizciğim fazla merak etme buldun işte bi kazma geçinip gidiyorsun' der gibisin. Hahahahha!

  Herşeyi geç şu şımarıklığını dizginlemişsindir umarım.. ( Yani aslında umup ummadığımdan emin değilim)

  Hala motorsiklete binmiyorsun di mi? Aferin. ( Yazar burda ablalarına göndermede bulunuyor.) Binnnmmmiyorrrmmuşş ablaaaaaaaaaa!

  Kağıt oynamayı öğrendin mi? Duydumki yaşlanınca işe yarıyormuş. Evde konken partileri falan.. ( Tamam yaa daha fazla dalga geçmeyeceğim)

  Onu bırakta İtalya, Roma, Nüyork nasıl? Umarım geçen sene gitmemişsindir kocanla falan! Saççmalama Deniz yaa!!


  Umarım herşeye ramen hala mutlu oluyorsundur. Mutlusundur. Güzel bir hayatın vardır..

  Annen, baban, kardeşlerin, elif.. Umarım  hepsi iyidir. Öp onları benim için. Kal sağlıcakla..

  Seni seviyorum. ( Evet ne var kendimi seviyorum allallaaaa!)

  10 Yıl önceki Deniz..

22 Mayıs 2011 Pazar

HİSSİ KALBEN VUKU...

Duyduklarımla değil, hissettiklerimle benim dünyam..

Beni önemsediğini duymayayım, hissedeyim..

Benle olmak istediğini söyleme, hissedeyim..

Benden özür dileme, telafini hisedeyim..

Bana özledim deme, hissettir..

Bana iyi ki varsın deme, hissettir..

Bana seni seviyorum deme, hissettir..

Bana Deniz deme.Deme işte!!



...

19 Mayıs 2011 Perşembe

YENİ VERSİYON

  Heyy yeni versiyon ergenim emom!! Heh sen. Bu yazı sana göre değil evlat. Okumadan geç zırlamanıza katlanamıyorum..

  Bugün 19 Mayıs.Gençlik Bayramı bugün..
Bizim zamanımızda bir anlamı vardı bu bayramın.. Gerçekten özel hissederdik kendimizi. Şuan için şüpheliyim. Birileri bir köşede niye geldim ki ben bu dünyaya isyanında gençlik sendromlarıyla meşgul kuvvetle muhtemel.. Birileri şenliklerde çok içip arabanın üzerinden uçmuş hastanede yaşam mücadelesi veriyor muhtemelen..

  Düşünüyorum geçmedik mi biz bu gençlik sendromlarından diye.. Geçmez olur muyuz bee. Çok çoğu birkaç deneme yaptık kendimizi bulduk. Kendimizi kaybetme derdimiz yoktu ki bizim! Toplanırdık sinemaya giderdik arkadaşlarımızla. Topuklu ayakkabı, badana makyajla değil, spor ayakkabıyla.. Muhabbet ederdik cafe de, gülerdik, çok eğlenirdik.. Telefon elimizde ya da ipad ler masamızda mesaj atmazdık birbirimize facebook tan. Biz gerçek dürterdik yanımızdakini. Bizim zamanımızda metalciler cool adamlardı. Saçları önüne attığında küpelerini görecektin, Kulağında walkman ne dinliyor tahmin edecektin. Şimdi emocuların peşine düşmüşler onları dövüyorlarmış. Tarihimizden birkaç birşey sorsan dizilerden örnek verir olmuşlar.. Kitap dediğinde 'kitapmıı en son okuduğum kitap alican tatildeydi heralde aha aha aha' modundalar.. Bizim zamanınızda motorsiklet yoktu bisiklete binerdik (!) (yazar burada kendine gönderme yapıyor.) Bu yazı bana kalırsa çoook uzar. Uzatmayacağım..

  Hiçbir şeyden haberi olmayan, dertlerinin okul değil, ülke hiç değil gece nereye takılsak olan gençler! Üzgünüm! Bizim gençlik bayramımız kutlu olsun!

Öperim
 Deniz.

17 Mayıs 2011 Salı

UMUDUM CENNETTEN

   Bildiğiniz üzere çok büyük bi... ımm (motor)bisiklet kazası geçirdim ve azrail ile selamlaşıp geri döndüm.(sizlerede çok selamı var bu arada üzerimde kalmasın..)

   Kazadan sonra öyle oluyormuş cidden.. Hayatım değişti! Yok lan şaka yapıyorum inanmayın öyle şeylere! Evet kendimce aldığım dersler (zorla öğretilenler de dahil buna..) oldu tabii.. Biliyorum bir daha binmicemm. Biliyorum artık bişilerden benim de korkmam lazım. Bunu bilmiyordum çok sevenim varmış.Herkese tekrar tekrar çok teşekkür ederim bu arada. Biliyorum hayat güzel falan filan...

  Asıl zevkli kısıma geleyim hemen.Hayat garip.Hakikaten çok garip..Bu kadar ciddi bir konuda bile espriler yaptırıyor (konu ben olduğum için değildir bu umarım(!) ), güldürüyor, bardağın sadece dolu tarafından değil, her bir yerinden bakma şansı veriyor. Görürsen tabii..Buyrunuz..

  Öğrendim ki; Tek el ile olmak insanlara muhteşem hizmetler ettiriyor. İnsanlar merhametliymiş..
  Öğrendim ki; Böyle zamanlar eski, yeni dosta bakmıyor hepsini feci derecede telaşlandırıyor.İyiymiş..
  Öğrendim ki; Tek el ile saç yıkanmıyor sadece, tüm banyo yıkanıyormuş, tek yapılabilen yemek makarnaymış.Yoksa aç kalınıyormuş..Kötüymüş..
  Öğrendim ki; Polyanna gerizekalısı tam bu zamanlarda ortaya çıkıyormuş..
  Öğrendim ki; Bu olayın yara beresi bi yana psikolojisi çok daha boktanmış.Kötüymüş..
  Öğrendim ki; Bir arkadaşım yara bereli halimi sikrinşat yapmış arkasına da harley davidson yazdırıp bana gönderecekmiş.Enteresan bir t'shirtüm olacak. Ne güzelmiş..(serhat oyarım!)
  Öğrendim ki; Yaşlanmışım! Menopoza girmek üzereymişim! Ne işim varmış motorsiklet tepesinde! Hiç gerek yokmuş..
  Öğrendim ki; İyi bok yemişim..Pek lezzetli olduğunu söyleyemem..
  Öğrendim ki; Sürüklenme durumlarında eli fren niyetine kullanmamak gerekiyormuş.Yoksa neymiş? Balatalar değişiyormuş!
  Öğrendim ki; Azrail gerçekten korkunçmuş! Hala kabus görüyorum. Hiç tavsiye etmiyorum. En azından geberin gidin.Bi daha karşılaşmamış olursunuz..

  O değilde kırmızı montum gitti yeaa!! Herneyse..

  Annem dünyanın en güzel insanı! Seni seviyorum annem..(ne güzel bağladım hahahahha)

  Hadi öperim tikkatli olun.
  Gazi Deniz.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

                                             
   

5 Mayıs 2011 Perşembe

HIDIRELLEZ..

  Geçen sene çook sevdiğim arkadaşımın gazına geldim..

  Alacaksın kağıdı kalemi,çizeceksin istediklerini dedi.

  Çıkardım renkli kurukalem boyalarımı uzandım yere bi hevesle bildiğin resim çizdim.Allah ım nasıl eğlenceli.. Deniz manzaralı palmiyeler.. Ooh belki miami de tatil tutar belli mi olur.. İTALYA yazdım kocaman denizin üzerine.Onu bile yatık yazdım. Pissa kulesi ve italic yazı tipinden mütevellit.. Profesyonel fotoğraf makinesi çizdim. Önünde lensine yanında markasına kadar. E istiyoruz. Spesifik olsun, kafa karışmasın.. Maksat yardımcı olmak..Neyse çok detaya girmeyeyim beni yanlış tanımayın. Çok uç değilim yahu. Gayet mütevazi isteklerde bulundum her insan gibi!!

  Yine arkadaşım dedi ki, Gece 12 den sonra bi gül ağacı bul dibine iliştir..
Baş koyduk bi kere dönüş yok.Olacak! İndim pijamalarımla gecenin bi yarısı aşağıya elimde katlanmış  bir kağıt.. Apartmandan çıkmamla bi yaşlı teyzeyle karşılaşmam bir oldu. İkimizde de 'ulaan yakalandık' modu.. Tavşan gibi bakıyoruz birbirimize.. Meğer onu düşünen sadece benmişim. Teyze alışkın. Anladı modumu bi anda kayboldu ortalıktan. Gül ağacına iliştirdik kağıdı. Öyle bi eşeledim yerleştirdim ki. Töbe bir daha bulamam. İşaret koydum taşla.. Akıllıyım di mi! (yok lan arkadaşım uyardı!)

  Yine arkadaşım dedi ki sabah ezanından önce gidip alacaksın kağıdı. Sağolsun bir de güzel uyandırdı. Miss!
İndim aşağı. Önce teyzeyi aradım. Yok. sora kağıdımı buldum çıktım yukarı..

  Meğer bir de suya atılması gerekiyormuş onun.Belki de o yüzden tutmadı dileklerim..He evet.Hiç biri olmadı dileklerimin. Kağıt mı? Hala duruyor. Topraklı! Atmaya kıyamadım. Öyle güzel çizmişim ki saklıyorum.

  Şimdi hocam. Acaba diyorum benim dilekler değişmedi. Çizsem aynı şeyler.. Ben o kağıdı yine iliştirsem bi gül ağacına..Caiz mi??

NOT: Bunun bir de 4 yol ağzı versiyonu var. Gidip, bildiğin yola çiziyorsun. Beni ararsanız gece dört yol ağzında olucam.Pijamalarım için şimdiden özür..

Öptüm bye.
Deniz.

3 Mayıs 2011 Salı

YAĞRİM KESKİN BIÇAKK

    Efendiiimm

    En sevdiğim ilgi alanlarımdan biri..İlişkiler..Yazmazsam çatlarım!
İnsanlar..İlişkiler..Hayıflananlar..Hayıflandıklarını bizzat uygulayanlar..Umutlu olanlar..Umutsuz olanlar..

   Benim hağlaaaa umudum vağğğrr.İsyan etsem de istediğim kadaaağğrr!

   Ama öyle demeyin. Bizler teknolojik bir çağdayız. Böyle bir dönemde de ilişkilerimizin teknik olmasında ne sakınca var allasen! .

   Dün arkadaşla konuşuyoruz.Muhhabetin gidişine bir baktım.Fenaaa! Öyle bir dünyaya girmiş ki müdahale edemedim. Kendin ol, içinden geldiği gibi davran diyemedim. Eyvallah. Öyle tükettik ki ilişkilerimizi. Şimdi kimseye inanamaz olduk. Olaylar sonucunda oluşan kendimize bile! Kafada kurulanlara inanmalar.. Planlar.. Paranoyalar..

  Ne demiş Hande Yener? Aşkın kimyası paranoyaaaa (müzik ritmiyle okuyun la sıkılmazsınız) sevdirmediki doya doyeeaaaağ!

   Ya millet bi bırakın artık öyle yaparsan şımarır, böyle yaparsan kayybedersin abii, bak bi şunu dene köpek olmuyor mu muhabbetlerini.

  Bir düşünün bakiim..En son ne zaman birine, gerçekten, hiç düşünmeden, içinizden geldiği gibi davrandınız?

  Hiç bakma bana öyle.Polyanna sevmem.Sevenden de haz etmem.

  Hadi öperim

  Deniz.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

RÜYA

  Bir kız gördüm rüyamda..Minik, cılız, saçları kısacık, kumral bi kız..Öyle sert bakıyor ki.Beni görünce gülümsedi. Bakışları yumuşadı. Anlamış olacakki 'ben hep güleyim di mi?' dedi bana..İçim ısındı. Çok tanıdık bi kız bu.Ama bi o kadar uzak. Çıkarıcam bi dakika bi dakika!
  Tuttu elimden gezdirmeye başladı beni. Önce bi salona aldı.Oturdum köşeden izliyorum. Geçti karşıma. Oynamaya başladı..Bir o koltuğa geçiyor sesini değiştirip oynuyor, bir diğerine geçiyor başka bir karaktere bürünüyor. İzlediğim tek kişilik tiyatro! Annesi içerden seslendi 'kim var içerde başka' diye. Bana bakıp, kıs kıs güldü..
  Tekrar elimden tuttu..Kapının arkasında birikmiş tam 9 tane süt şişesini poşetlere doldurdu.Yardım ettim.Markete gittik.Onları verip bir sürü tobi aldı. Sadece tombi. Peynirli, fıstıklı, mısırlı. Birsürü..'Ne yapacaksın bu kadar tombiyi' dedim.Güldü..
  Tekrar elimden tuttu.. Çok yeşillik bir yere götürdü. Saçları yine kısa.. Biraz büyümüş. Bisikletin tepesinde. Ağzıyla korna çala çala sürdü, etrafımda dolandı. Bir de ellerini bıraktı.İndirip bisikletten bi tane patlatasım geldi ağzına. Öyle korktum ki! Yine güldü..
  Tekrar elimden tuttu.. Beni çimenlere bıraktı. Fıskiyenin üzerinden ıslana ıslana atlamaya başladı. Öyle eğlendi ki katılasım geldi.. Daha üzeri kurumadan saklambaç oynayan bi gruba katıldı. Ebe kafasını duvara dayadığı anda topukladı. Nereye gidiyorsun dedim. Gel gel dedi. El mahkum gidiyoruz. Başka bi yeşilliğin içine girdi. Hey! Japon elması ağacı. Bayılırım! Yayıldı ağacın altına elma yemeye başladı. Çatlicak birazdan. Doyurmuyorlar mı bunu yahu! Gerçi zayıflığından belli. Yine anlamış gibi düşüncelerimi,güldü..
  Tekrar elimden tuttu.. Saçları hala kısa..Elinde defterler..Bi apartmana soktu beni. Bir sürü çocuk oturmuş bunu bekliyor. 'Evet bugünkü dersimiz türkçe' dedi.Çocuklar defterlerini açmaya başladılar..Bu  kız manyak! Bir defterde bana uzattı. Resim çizmiş.. Palmiye resmi.. Çok severim dedim. Biliyorum dedi. Yine güldü..
  Tekrar elimden tuttu.. Burası bizim ev! Karşısında babam! Gitti yanına.'Babacım okulca pikniğe gidebilir miyim? dedi.Babam 'hayır' dedi Ama mantığı ne diye irdeledi! Şaka gibi! Kızgın değildi.Sadece dönüp bana güldü..
  Elime 3B kalemi tutuşturdu.Tiyatro kostümlerimi verdi. Bisikletimi verdi. Gitarımı verdi. Boyalarımı verdi. En sevdiğim puzzle ımı verdi.Fimo hamurlar verdi.Birkaç çok sevdiğim kitabımı verdi. Beni arada bir hatırla ben de hep güleyim olur mu dedi..



  Bu arada tüm gay alemine bir özür borçluyum.Biraz takılmaca vardı sadece..Alınmadınız di mi??

1 Mayıs 2011 Pazar

ŞEKERİ UZATIR MISIN..

  Bugün konuyu mesleklerden yana seçtim.Amaaa babadan oğula hatta dedelerden bu yana dolanıp gelen mesleklerden,yaşam tarzlarından seçtim.
  Kahvaltıda konu olduda..Aile dostlarıyla bizimkiler başladılar muhabbete..

-Benn  bundan yanayım azizim.İsterdim ki benimde çocuklarım eczacı olsun,mesleğimi birine bırakayım.Başka şeylere dadanıyorlar.Sonra başarılıda olamıyorlar..

Bak seen dedim! bak seeen!! (tabii içimden) Devam ediyor..

-Öyyle özeniyorum.Arkadaşlarım var.Avukat.Evladıyla birlikte çalışıyor.Babam ekliyor.Eşi çocuğu kardeşi tek meselekte olan aileler var. (amman ne güzel.)

  Yahu bunları ya ben anlamıyorum jenereasyon  farkımız hat safhada.Yada şu tarif ettiğim grup başka bi boyutta yaşıyor.Abi hepsi mi aynı düşüncede olur bunların!
  Şimdi empati yapıyım diyorum.Bi gözümde canlandırıyorum.Bir aile düşünüyorum.Dededen bu yana gelsin (öyle ya geniş aldık) Baba,eşi,iki çocuğu (devam edicem de daral geliyo şimdilik bunlarla sınırlı tutayım.) Yemekte toplanmışlaaar.Meslek avukatlık olsun.Hazırmıyız..

-Nasıl geçti günün evladım?
-Rutin.birkaç davam vardı.Bir tanesi zorladı.
-Senin  nasıldı kızım.
-Bende bu ara işler kesat baba bana biraz iş paslasana
-Olur bir davalarıma bakayım.Elimde birkaç icra var.
-Anne bir ara seninle şu içinden çıkamadığım davaya birlikte bakmalıyız.Desteğini istiyorum.
-Teyzeni ararmısın hulkiciğm benim bu hafta şehir dışında iki davam var..
-Teyzem ilgilenmedi.O zaman amcamı arayayım.Hem bayadır görmüyorum.bu arada yemek güzel olmuş
  ....
AAAAAAAAAAAAYYH!!

Yahu saygı duyuyorum.Tercihtir.İstiyorlardır.Yaşıyorlardır..

  Benim tarzım yemek bu değil.Muhabbet bu değil.Ne ailemle ne de ortamlarda..Hiçbir şeyden haberim yok.Tatmamışım,bakmamışım.Olmuşum mühendis.Ot gelmişim ot gidiyorum.Hey yavrum hey..Benim istediğim yemekte her telden birileri olmalı.Biri kendi işini yapsın,biri memur olsun,bir başkası müzikle ilgilensin iki tıngırdatsın,biri oyuncu olsun espriler patlatsın,biri başarısız olsun başarılı olan destek olsun.Yemeği güzel yapan bi ev hanımı olsun.Herkes onu övsün.Biri yemek yerken bardak kırılsın,eli kesilsin.Çıksın ordan doktor kuzenimiz çekilin ben doktorum müdahale edeyim desin.Bankacı önemli kredi falan çekeriz piyasadan da konuşalım çay içerken.Diğeri sıkıntısını avukat kuzenle paylaşsın fikir alsın.Ufaklık ticarete atılmak istiyormuş dede yardımcı olsun falan..Öyle renkli olsun.Her telden olsun.Ortaya karışık olsun.Muhabbet olsun..En önemlisi insanlar baskı altında kalmadan kendi istediğini yapsın.Öyle başarılı olsun.

 Bugün 1 Mayıs tüm emekçilerin de bayramı kutlu olsun.

Öperim.

28 Nisan 2011 Perşembe

NEFES KESERİM!

Nefes kestiğim doğrudur çok güzel ve çekici bi hatun olduğumdan mütevellit..Şaka lan şaka.Bu nefes kesme başkaa.
Efendim ne demişler? Fala inanma,falsız kalma.Ben de aynen öyle yaptım.İnanmıyorum cidden ama o muhabbeti yok mu.İşte ona cidden bitiyorum.Hoşuma gidiyor,iki komşu oturmuş kaynatıyor havasında,bak şekerim şu balığı gördün mü.heh kocamaaan bi kısmet yolda geliyor demesi..Terapi gibi bir yerde.İnsan oturdumu o fincanı evirip çeviren kişinin karşısına,istediklerini söylemesini bekliyor,umduklarını..Olsun ya da olmasın..
Çok muhterem arkadaşımızın aklına uyduk gidip iki kaynatıcaz diye.Girdik övdüğü bi  ara sokak cafeye.Anneemm! İçerde bi tane gay! ( iş bu blogumda bundan sonra 'top' olarak anılacaktır.) Öyle dar bir kot giymiş ki.Biraz daha sıksaymış tek bacak dolanacakmış.Kahvelerimizde geldi orta şekerlisinden.Başladım topu incelemeye elimde kahve fincanı.Sanki oğluma alıcam! Kahvemi kapatıım.Niyetimi tuttuumm.Bizimki uzaktan laf attı bana.'Ay sen inanmıyosun.Soğumuyo bak kahven'..Öyle böyle azmettim.Soğuttum o kahveyi.Çağırdı beni yanına.İlk defa bi tedirginlik var üzerimde abi.Ayağa kalktım aldı beni bi baş ağrısı.İlk defa tırstım dedim arkadaşıma.İstersen gidelim demesiyle soluğu caddenin başında alırdım o derece.Tabi cesaretlide bi hatunum ya güzel ve çekiciliğimin yanında.Oturduk topun karşısına.Bizimki başladı titremeye.Bismillah çekip duruyo.üstünü başını silkeliyo falan.Güler misin ağlar mısın! Şaşkın şaşkın inceliyorum yarım gülümsemeyle.Yok anacım toparlanamadı bi türlü.Kusura bakma sende çok ağırlık var.Nefesim kesiliyo demeye başladı.( bi topun nefesini kesmediğim kalmıştı.Onuda yapmadım demicem artık.) Geyiriyo falan karşımda.Dualar ediyo.Elimi istedi koydu bardağa.Kendi elinide koydu mu elimin üstüne! Allaaah ben falı malı unuttum içimde geyikler uzun eşek oynuyo.Başta çok adepte olamadı.Her falcı muhabbeti deneme yanılmalar.Benim boş bakışlarım..(ben o falına bakılırken hıı o kambur karı kesin kaynanam diye cuk oturtanlardan diilimde..) Bi ara durdu gözümün içine baktı başladı çatır çatır konuşmaya.Ohaa! Biliyo ya lan! Bu top mu biliyo bunları dedim içimden.(ahh daha neler dedim demez olaydım) Bildikçe çözüldü dili anlatıyoda anlatıyo.Öyle entersan abzürt şeyler biliyo ki.Öyle sizin bildiğiniz kısmetler,haberler,nazarlar la dönmüyo yani fal.Başka bi boyut..Vel hasıl kelam fal bitti.Hala bana sen fala inanmıyosun ama yaaa diyip duruyodu cafe den çıkarken..
Olay meğerse başkaymış.Top un üç harflileri varmış.Ben töbe karşısına oturmam diye de arkadaşım söylememiş! Haala kara kara ulan elimizide tutturduk ya topa diye kafamda uçuşan şeyleri düşünmekteyim.Ya söyledilerse ona.Ya peşime düşerse bu top ki hala top diyorum kendilerine..
Şimdi bu durumda üç gün içerisinde çok güzel bi haber alırsam şayet,üzülmeli miyiiim yoksa korkmalı mıyım bilemedim!
Ah deniz ah! Bu sefer yanlış nefes kestin gibi geliyo ya hayırlısı.
Görüşemezsek öperim.

Deniz.

23 Nisan 2011 Cumartesi

BAKIŞTIK..BAKIŞINIZ..BAKIŞSINLAR..

Bardak..dolu taraf..boş taraf..
Madalyon..hani diğer yüzü hanii..

Bu felsefelerden çok sıkıldım ben ya! Tamamm doğru şeyler söylüyorlar.Bazen bazı insanlara cidden iyi geliyorlar.Ama bana değill.Değill! Denedim.Olmuyor.Baktım baradağın dolu tarafndan..Tek gördüğüm baktığım herşey daha kocaman ve de komik.Madalyonda pek görmüş değilim zaten.Umrumda da değil.

 Amaa yeni bakış açıları yarattık biz.
 Birde böylesi var.Buyrunuz:

-Deniz sana kötü bi haberim var.
-Off kötü haber kaldıracak durumda değilim.Git noolur git.
-Ama iyi haberim de var.
-(Boş sıkılgan bir bakış)
-Bak önce kötüyü söyliyim ardından iyiyi söyliyim olur mu?
-(Boş sıkılgan bir bakış daha!)
-Kötü haber: Seminerin bitmesine 44 slayt var!
-(Boş,sıkılgan ve ağlamaklı bakış)
-İyi haber: Seminerin bitmesine 44 slayt kaldı.. (Cidden zekice ve iyiydi bu..)

Sonra ne mi oldu?
Seve seve o lağnet olası 44 slayt izlendi!!! (al buda benim bakış açısım)

Öperim.

1 Nisan 2011 Cuma

1 Nisan! Allah ım beni sınıyor muusun?

   Sabah iş yerine gidip 'ne işin var burda' diyip geri gönderildim.Eve geldim mailimi açtım.Şok! Hiç beklemediğim, 1,5 yıl olmuş görüşmediğim,zamanında dostum olan insan mail atmış,vicdan yapmış.Cidden şok! Acaba biri çıkıp yarın sınavın yokta dermi ki! Desin yaa!
  Gün bitmedi ama lütfen bunlar şimdiden kayıtlara geçsin!
  (Gelişmelerle tekrar birlikte olmayalım mümkünse olur mu!)

  Deniz.

30 Mart 2011 Çarşamba

KAPADIM GÖZÜMÜ HADİ İSTANBUL!

  Ben bu ışınlanma olayına taktım! Takktımm! Benim yaşam tarzıma bu gerekiyor yahu.Olmuyor başka türlü.Nasılsa biryere ait hissetmiyorum kendimi.Nasılsa adaptasyon sorunum yok.Nereye gidiyorsam hoop orası benim memleketim oluveriyor.(yurtdışı hariç.orayı tövvbe sahiplenmem) Yıllardır orada yaşıyorum havasında takılıyorum madem.Sen kazan ben kepçe.oooh miss.( bu arada doğru söyledim umarım.) Evet bu ışınlanma tam bana göre.Gözümü kapatayım açtığımda olmak istediğim yerde olayım.Nasıl rüyada istediğimiz yerde istediğimiz kişilerle istediğimiz şekilde olabiliyoruz,(ben ki denizler üzerinde yürüdüm,uçan halılarda şehir turları attım,mısırda piramitlerin içinde yoğurt mayaladım,Nietzche'yle kafa patlattım! Biraz sıkıcıydı itiraf etmem gerek.Çok başına buyruk herif ama bi bildiği var.) gerçek hayatta da çok uzak bi ihtimal olmasa gerek.Ah şu japonlar belki buna çalışıyorlardı tusunami vurmayaydı iyiydi :(
 
  Tamammm.Anlaşıldığı üzere bi şehir turu daha yapıp gayet mesut,bahtiyar hatta fazla bahtiyar dönmüş bulunmaktayım.Rüyada mıyım değil miyim henüz anlayamadım.Umduklarımı da buldum.ummadıklarımı da.İnsanlarda gözlemleyip güldüğüm,dalga geçtiğim ne varsa başıma geldi.Büyük konuştuklarım zaten burnumun dibinde o ayrıı! E nolucak.Bu seferde kendi halime gülmeye başladım.inceden kendime takılmaya başladım.Siz siz olun.Hani bazen öyle ota boka takılıyoruz ya.Bi yerde olur ya başımıza gelir hani.o bi küpe kalsın be ya.Nerden geldik bu konuya ne diyodum ben.Heh! Yine muhteşem bir şehir,muhteşem arkadaşlıklar,muhteşem mekanlar,paylaşımlar..Biraz fazla şanslı bir insanım galiba.Yaşayanların,şanslarının farkında olmadığı şansı ben tadıyorum ve de farkındayım!
  Hattaaaaaa denize bakarken vapurda,nerdesin diye içimden geçirdiğim şeyi buldum.Daha nolsun! Şu ışınlanma olsun.Başka da bişi istemiyorum.(yani şimdilik)


  Hadi bai.

9 Mart 2011 Çarşamba

İKİ GENÇ BULUŞUR..

Ha hah! Başlıkla alakası yok.Konu bambaşka.
Hani bi ikilem vardır ya..(sabah sabah nerden aklıma düştüyse!) Canını yediğimin ikilemi!
Yapmak ya da yapamamak..Olmak ya da olamamak gibi..Hani biri kesindir.Gururludur.Bok sürdürmez hayatta.Diğeride bi o kadar eziktir.Hayatta bişeyi -ebilemez moddadır.Dur bak karmaşıklık çözülcek şimdi bi kavgayla.Aman yani örnekle..
İki kişi tartışmaya başlaar..
-Sen zaten onun gibi OLAMAZsın ki..
-Ben onun gibi niye olayım canım! OLMAM zaten ( bak nası gururlu)
-Ya tamam da istesende OLAMAZsın ki
-İstesem bal gibi olurumda.Öyle bi niyetim yok.OLMAM zaten!
-İyide OLAMAZsın diyorum ben de
-OLAMAM değill! OLMAMM!
-OLMAZSIN değil OLAMAZSIN!!
Bu atışma hararetlendikçe,hızlandıkça,kelimeler ağızda yuvarlanmaya başladıkça biri karıştırır,savunduğunun aksi diline dolanıverir.Ondan sonrada tartışmanın cılkı çıkar zaten.
Bu tartışma hiç sonuçlanmaz mesela.Bakış açıları farklıdır meselaa.Duruşları farklıdır meselaa.

[Örnek tamamen uydurma.Yaşandı mı? Ben tarafından mutlaka yaşanmıştır.Sanki herkes tarafında yaşanıp bi çileden çıkma modu olmuştur gibi hatta :)]

Haa yaşamışsındır,yaşayamamışsındır..Yaşamayacaksındır,yaşayamayacaksındır bilemem..
Ama bence olmaz meselaa :)

5 Mart 2011 Cumartesi

Anne beş dakka daha yeaaaaaaa

Bu aralar bi geçmiş merakı başladı bende.Eskiden oynadığımız oyunları soruyorum millete.'Yağlı kayış vardı hatırladınmıı hatırladınmıığ? valla oynasak haşlanmaya razıyım' diye.Eski şarkıları arıyorum youtube tan.Sanki herkes benim gibi hatırlayacak,heyecanlanacak.Olsun hop gönderiyorum bi link.Denedim daha boş çıkmadı.Alan memnun satan memnun olduk.Eskiden giydiğim kıyafetlere özenir oldum.(içlerine giremediğim için) Eskiden takıldığım insanları düşünür oldum.(sadece öylece bi düşündüm.facebooktan falan aramaya kalkmadım valla bak) Eski oturduğumuz evler,komşular..Eskiden güldüğüm şeyler,bi o kadar ağladığım şeyler..Neden tek derdinin,deli gibi oyun oynamak ve anneden bi saat daha izin koparabilmek olduğu günlere geri dönmek istemesin ki insan..Bi iki gün etkisinde gezicem gibi.En iyisi bi kitaba dadanmak.
O değil de hakkaten uzay ebesi bilmemiş,oynamamış o zevkten mahrum kalmış insanlar var lan.çoğüzücü!

Diyeceğim o ki;
Bir işe gir,
Bir odaya gir,
Bir mağazaya gir,
Ne bileyim git bir sinemaya gir.
Ama bir yaşına daha girme.

Deniz anası.

2 Mart 2011 Çarşamba

Zormuş beh!

Bu zamana kadar çook konuştum,anlattım,güldüm,güldürdüm hatta çizdim,resme döktüm ama yazmamıştım.Ne heyecanlıymış cidden..Blog u oluşturmak bile ayrı bir keyifti..Valla öyle bi giriş yaptım ki sanırsın ki böyyle devam eder,Deniz edebiyat parçalar.Yok öyle bişii.Konuşur gibi bişiler paylaşabilirim.Yazabilirim.Yerim imlayı,klavuzu.Okuyan alınır mı artıkk,kendinden birşey mi bulur,üzülür mü,güler mi,özenir mi bilemem! Bura benim sayfam herşey benim.Ahaha nasılda havaya girdim hemen..İyi oldu bu.Aferin.