Tünel

7 Ocak 2016 Perşembe

ANLAT DEMEKLE OLMAZ..

  

    Sabah olmuş. Çok gencim. Sabahın köründe zınk diye uyanıyorum. Gözümü açıyorum annem gelmiş.. 'Deniz kalk okula gideceksin ' Ranzanın alt katından kalkıyorum.. Çünkü küçüklerin seçme hakkı yok. Üst kat ablaya parselli.. Kahvaltı hazır. Yumurtam pişmiş. Sütüm içine sevmediğim bal dökülmüş beni bekliyo. O zamanlar isyan edemiyorum tabii ' ben sütü soğuk seviyorum yööö!' tıpış tıpış içiyorum. Annem saçlarımı tarıyor fırçayla derimi kazıya kazıya. Söyleniyosun ama duyan kim. Bi tutam saç elinde. İstersen söylen. Fırçayı ağzımda istemiyorum o zamanlar. Neyse ki tarandı saçlarım. Çantama defterlerimi koyuyorum muhakkak yine bi ders kitabımı atmayı unutuyorum. Silgimi kaybettiğim için abim kolye ye takmış. Boynuma asıyorum. Silgi önemli.. Seneye de giyerim diye iki beden büyük alınan montum beni bekliyor annemin elinde. Giyiniyorum. Yetmiyor. Bere ve üzerine montun şapkası geçirilip ipiyle bi bağlanıyor önce. Üstüne de kaşkol! Artık astronotum. Çantamı takıyorum sırtıma. Çok ağır. Beslenme çantam ve suluğum da geçiyor boynuma. Tamamım. Çıkıyorum evden başlıyorum okula yürümeye. Beslenme çantam sıcak. Annem içine ne koyduysa.. Suluğum dürbün. Bi tarafında su bi tarafında oralet var. Biran önce oraleti bitirmek için sabırsızlanıyorum. Sınıfımız ellibeş kişi. İçerde uğultu. Sabah sabah biri mandalina soyuyor çöpün başında. Koku her tarafa yayılmış. Biri de tırnak kontrolü var tırnaklarımı kesmedim diye zırlıyor. Sırama yerleşiyorum. En ön sıradayım. Öğretmen sırasına bitişik olan. Çantamdan defterlerimi çıkarıyorum. Bugün kendimi şımartmak istiyorum. Evden bebeğimi getirdim. Çıkarıp öğretmen masasına yaslıyorum. Yüzü bana dönük. Öğretmen bebeği farkediyor. Öğretmen şokta! 'DENİİİZZZ!!'   'Kızım okula bebek mi getirilir! Sen büyüdün artık! Bir daha görmiyim! ' diyor. Bir de bebeğimi alıp büyük fişleri astığı iplere asıyor. 'Eve giderken vericem sana' diyor. Bütün sınıf gülüyor. Ben ağlıyorum..

   Okul bitti evlere dağılıyoruz hala ağlıyorum. Astronot montun içinde zaten kayıbım. Ufff kaşkolda yapıştı burnuma sümüğüm rahat akmıyor! Kilotlu çorabım kıçımdan düşüyor. ( Tabi ki oda büyük! seneye giyicem malum!) Hayır zaten mavi önlüğün altına kırmızı kilotlu çorap mı giyilir ya! Neymiş beyaz çorabım yıkanıyormuş. Başka da çorabım yokmuş! Beslenme çantası boşaldı. Sulukla çarpışıp duruyor boynumda! Silgimi de kaybettim. Kolye de gitti ooohh! Tırnağımın kenarında şeytan tırnağı çıkmış dişimle koparırken onu da kanatıyorum ooohh! Daha çok ağlıyorum oooh! Çişim de geldi ooooohh!! 

   Eve geliyorum. Zili çalıyorum kuşlar ötüyor. Ses giderek inceliyor. Nihayet annem kapıyı açıyor. ' NOOOOLDU SANAA!!' Anlatıyorum tüm olan biteni gözyaşlarım sümükle birleşmiş sel olmuş vaziyette hıçkıra hıçkıra! Bir de annem kızıyor. ' Aferin! okula bebek mi götürülür!' diye.. Ablamlar takılıyor. Dalga geçiyor! Abim silgiyi kaybettim diye kızgın. Ay yok yok ben bugün susmicam. Akşam babam geliyor. Benim gözler davul. Olmuşum sana japon balığı! Babam şaşkın. O da soruyor ne olduğunu.. Annem anlatıyor. Oooh!   ' çok akıllı adam neden benim babam başbakan değil ki  ' diye yere göğe sığdıramadığım, idolüm babama da renci de oldum mu! Oooooohh!! 

  Annem kıyamıyor nihayet. Yatırıyor kucağına. Gel sana bir hikaye anlatayım diyor. Saçlarımı okşaya okşaya başlıyor anlatmaya.. 

  Bir varmış bir yokmuş. Küçük, pırasa saçlı bir kız varmış.. Sabah olmuş.. Gözlerini açmış.. Ranzanın alt katından çıkmış.. Tabii yukarısı ablaya parselli...

                                                                            ...